Siverekli araştırmacı yazar Ferit Telek, son çalışmasında ilçenin sosyal hafızasında önemli bir yere sahip olan Ali İhsan Bucak’ı, bilinen adıyla İhsan Ağa’yı kaleme aldı. Telek’in araştırmasında, yalnızca Bucak ailesinin önde gelen isimlerinden biri olarak değil, Siverek’in geleneksel toplumsal yapısına uzun yıllar tanıklık etmiş bir şahsiyet olarak İhsan Ağa’nın hayatına ışık tutuluyor. 1 Ocak 1926 tarihinde Hedro, bugünkü adıyla Kayalık Köyü’nde dünyaya gelen Ali İhsan Bucak, 18 Ağustos 2018 tarihinde 92 yaşında hayatını kaybetti. Mehmet ve İmhan’ın oğlu olan İhsan Ağa’nın Hallil Bey, Tahsin Bey ve Bahatin Bey isimli kardeşleri bulunurken; İbrahim Hallı, Teyar, Paşa, Ekrem ve hayatını kaybeden Zeynel isimli çocukları oldu. İlkokul eğitimini alan ve Gazi Paşa İlkokulu’nda Mehmet Telek ile sınıf arkadaşlığı yapan İhsan Ağa’nın hayatı, Cumhuriyet’in farklı dönemlerini bir Siverekli olarak yaşayarak geçirmesi bakımından da dikkat çekiyor.

Daralık, İhsan Ağa’nın Hayatındaki Önemli Merkezdi

Sessiz ve Mesafeli Görünümünün Ardındaki Sıcak İnsan

İhsan Ağa’nın kişiliğine ilişkin anlatımlarda ise ilk bakışta mesafeli ve fazla konuşmayan bir insan görüntüsü verdiği, ancak kendisine yakın olan kişilerle kurduğu ilişkilerde sıcak ve samimi bir tavır sergilediği belirtiliyor. Düşünerek konuşması, kısa ve kendine özgü cümleler kurması, dinlemeye önem vermesi onun çevresinde bıraktığı kişilik izlerinden bazıları olarak aktarılıyor. Zaman zaman öfkelense de bu öfkesinin uzun sürmediği ve kısa süre içerisinde kendine has Siverek şivesiyle sohbetine devam ettiği ifade ediliyor. Giyim kuşamına da dikkat eden İhsan Ağa’nın tıraşlı, saçları düzgün ve geleneksel Siverek kıyafetleriyle özenli bir görünüm sergilediği anlatılıyor. Düzenli olarak ibadet ettiği, dedikodudan hoşlanmadığı, doğru ve açık konuşmayı tercih ettiği ve yaptığı yardımların bilinmesini istemediği yönündeki anlatımlar, onun çevresinde yalnızca güçlü bir isim olarak değil, aynı zamanda kendine özgü prensipleri bulunan bir insan olarak hatırlandığını gösteriyor.

“İhsan Ağa’yı yalnızca bir toprak sahibi veya aşiret büyüğü olarak değerlendirmek, onun Siverek toplumundaki gerçek yerini anlamaya yetmez. Onun asıl ağırlığı, yıllar içerisinde oluşturduğu sosyal itibar, güven ve insan ilişkilerinde görülür.”

Ağalık Sadece Toprak Değil, Güven ve Sorumluluktu

Geleneksel Siverek toplumunda “ağa” kavramının yalnızca maddi varlık veya geniş topraklara sahip olmakla açıklanamayacağına dikkat çeken araştırmada, İhsan Ağa’nın sosyal konumunun da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Bir ağanın toplum içerisinde sözü dinlenen, ailesi ve çevresi güçlü, ihtiyaç duyulduğunda kapısı çalınan ve insanlar arasındaki sorunların çözümünde arabuluculuk yapabilen bir kişi olduğu ifade edilirken, İhsan Ağa’nın da yıllar içerisinde böyle bir sosyal ağırlık kazandığı aktarılıyor. Düğünlerde, taziyelerde ve çeşitli toplumsal meselelerde insanların kendisine başvurması, onun çevresindeki güven ilişkisini ortaya koyan unsurlar arasında gösteriliyor. Cesaretinin de yalnızca fiziksel güç veya çatışma kavramlarıyla değerlendirilmemesi gerektiği vurgulanırken, asıl önemli olanın uzun yıllar boyunca değişen toplumsal şartlar içerisinde sorumluluk üstlenmek ve güven duyulan bir isim olarak kalabilmek olduğu belirtiliyor. 2018 yılında vefatının ardından kendisinden “İhsan Ağa”, “kanaat önderi” ve “Bucak aşiretinin önde gelen isimlerinden” şeklinde söz edilmesi de bu sosyal konumun bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Aile, Akrabalık ve Kirvelik Bağlarıyla Genişleyen Çevre

İhsan Ağa’nın toplumsal konumunu anlamak için yalnızca aile bağlarına değil, yıllar içerisinde oluşturduğu dostluk, akrabalık, kirvelik ve komşuluk ilişkilerine de bakılması gerekiyor. Geleneksel Siverek sosyal yapısında insanların birbirleriyle olan bağlarının sadece soy ilişkileri üzerinden şekillenmediği; kirvelik, dostluk, komşuluk ve ekonomik ilişkilerin de önemli bir sosyal ağ oluşturduğu belirtiliyor. İhsan Ağa’nın bu geniş çevre içerisinde aile büyüğü olarak da önemli bir rol üstlendiği aktarılıyor. Vefatının ardından düzenlenen taziye ve mevlit programlarına farklı çevrelerden insanların katılması, onun sosyal ilişkilerinin yalnızca kendi köyü veya ailesiyle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Kırkıncı gün mevlidinde ailesi tarafından dostlara, akrabalara, kirvelere ve sevenlere yönelik teşekkür edilmesi de bu geniş sosyal çevrenin dikkat çekici göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Böylece İhsan Ağa’nın hayatı, bir ailenin geçmişinden çok daha geniş bir toplumsal ilişkiler ağının içerisinde anlam kazanıyor.

Vefatının Ardından Ortaya Çıkan Büyük Sosyal Hafıza

Ali İhsan Bucak’ın 18 Ağustos 2018 tarihinde hayatını kaybetmesinin ardından düzenlenen cenaze töreni ve sonrasındaki taziye süreci, onun Siverek ve çevresindeki sosyal karşılığını ortaya koyan önemli göstergeler arasında yer aldı. Cenazesine geniş bir katılım olduğu, Daralık’ta toprağa verildiği ve taziyelerin Siverek’te kabul edildiği aktarılırken, daha sonra Daralık’ta düzenlenen kırkıncı gün mevlidinde de farklı çevrelerden çok sayıda kişinin bir araya geldiği belirtiliyor. Ferit Telek’in araştırması, İhsan Ağa’nın hayatını yalnızca bireysel bir biyografi olarak değil, Siverek’in 20. yüzyıldaki sosyal dönüşümünü anlamaya yardımcı olacak bir hafıza unsuru olarak ele alıyor. Telek, gerçek ve kapsamlı bir biyografinin ortaya çıkarılması için nüfus kayıtları, tapu belgeleri, veraset belgeleri, aile arşivleri ve özellikle sözlü tarih çalışmalarının önemine dikkat çekiyor. “İhsan Ağa’ya neden Ağa derdiniz?”, “Sözünün geçtiği ilk olay hangisiydi?”, “Kimler onun kapısını çalardı?”, “Kimlerle dost, kimlerle kirveydi?” gibi soruların cevabının, Siverek’in yaşlı kuşaklarının hafızasında saklı olabileceği değerlendiriliyor. Bu yönüyle Ali İhsan Bucak’ın yaşam öyküsünün araştırılması, yalnızca bir kişinin hayatını anlatmak değil, aynı zamanda eski Siverek’in toplumsal yapısını gelecek kuşaklara aktarmak anlamına geliyor.

“Bazı insanların hayatı kitaplarda hazır bulunmaz. Onların hikâyeleri köylerin hafızasında, eski evlerin duvarlarında, sararmış fotoğraflarda, aile arşivlerinde ve onları tanıyan insanların anlatılarında saklıdır. Ali İhsan Bucak’ın hikâyesi de Siverek’in geçmişine açılan önemli kapılardan biridir.” Haber Feyzi DONAN